Henüz hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Toger hakkında en son Haberler ve Güncellemeleri takip edebilirsiniz.
Elektrikli araç bataryası kaç yıl dayanır? Elektrikli araç satın almayı düşünenlerin ve mevcut elektrikli araç kullanıcılarının en çok merak ettiği konulardan biri batarya ömrü.
Geotab tarafından 21 farklı elektrikli araç modelinden 22.700'ün üzerinde aracın gerçek kullanım verileri incelendi. Araştırmada elektrikli araç bataryalarının ortalama yıllık kapasite kaybı yaklaşık %2,3 olarak ölçüldü.
Bu oran aynı şekilde devam ederse bir elektrikli araç bataryası sekiz yıl sonunda başlangıç kapasitesinin yaklaşık %81,6'sını koruyabiliyor.
Ancak elektrikli araç batarya ömrünü yalnızca aracın yaşı belirlemiyor.
DC hızlı şarj kullanım sıklığı, kullanılan şarj gücü, sıcaklık, kullanım yoğunluğu ve bataryanın uzun süre çok yüksek veya çok düşük şarj seviyelerinde tutulması batarya sağlığını etkileyebiliyor.
Araştırmaya göre:
22.700'den fazla elektrikli araç incelendi.
21 farklı elektrikli araç modeli değerlendirildi.
Ortalama yıllık batarya kapasite kaybı %2,3 olarak ölçüldü.
Sekiz yıl sonunda ortalama batarya kapasitesinin yaklaşık %81,6 seviyesinde kalabileceği hesaplandı.
DC hızlı şarjı seyrek kullanan araçlarda yıllık ortalama kapasite kaybı yaklaşık %1,5 oldu.
DC hızlı şarjı sık ve özellikle 100 kW üzeri güçlerde kullanan araçlarda yıllık kayıp yaklaşık %3 seviyesine kadar çıktı.
Sıcak iklimlerde batarya kapasite kaybının yılda yaklaşık 0,4 yüzde puan daha yüksek olduğu görüldü.
Ara sıra %100 şarj etmek veya bataryayı %20'nin altına düşürmek tek başına büyük bir kapasite kaybına neden olmuyor. Asıl önemli olan bataryanın uzun süre uç şarj seviyelerinde bekletilmesi.
Elektrikli araç bataryalarının mevcut durumu genellikle State of Health, yani SOH değeri ile ifade edilir.
SOH, Türkçede Batarya Sağlık Durumu olarak düşünülebilir.
Yeni bir batarya basitleştirilmiş şekilde %100 SOH seviyesinden başlar.
Örneğin yeni durumda 60 kWh kullanılabilir kapasiteye sahip bir bataryanın SOH değeri zaman içerisinde %80 seviyesine gerilerse, batarya yaklaşık 48 kWh kullanılabilir kapasite sunabilir.
Bu kapasite kaybı doğal olarak aracın menzilini de etkileyebilir.
Ancak elektrikli araç bataryaları genellikle bir gün aniden kullanılamaz hale gelmez.
Lityum iyon bataryalar zaman içerisinde kademeli olarak kapasite kaybeder.
Ayrıca batarya kapasite kaybı her yıl aynı hızda gerçekleşmek zorunda değildir. Bazı araçlarda ilk yıllarda daha yüksek kapasite kaybı görülebilirken sonraki yıllarda bu hız yavaşlayabilir.
Geotab'ın güncel araştırmasında 22.700'den fazla elektrikli aracın ortalama yıllık batarya kapasite kaybı %2,3 olarak ölçüldü.
Bu oran teorik olarak sekiz yıl boyunca aynı şekilde devam ederse batarya başlangıç kapasitesinin yaklaşık %81,6'sını koruyor.
Bu, sekiz yaşındaki bir elektrikli aracın bataryasının kullanılamaz hale geldiği anlamına gelmiyor.
Aksine araştırma sonuçları, ortalama bir elektrikli araç bataryasının yıllar sonra dahi kullanılabilir kapasitesinin büyük bölümünü koruyabildiğini gösteriyor.
Araştırmada araç türlerine göre farklı sonuçlar da görüldü.
Binek elektrikli otomobillerde yıllık ortalama kapasite kaybı yaklaşık %2 seviyesinde ölçülürken, hafif ticari ve çok amaçlı araçlarda bu değer yaklaşık %2,7 seviyesine çıktı.
Bu farklılıkta batarya kimyası, batarya yönetim sistemi, termal yönetim, kullanım şekli ve aracın teknik tasarımı etkili olabiliyor.
Elektrikli araç kullanıcılarının en fazla sorduğu sorulardan biri:
Hızlı şarj bataryaya zarar verir mi?
Araştırma sonuçlarına göre cevap kullanım sıklığına ve şarj gücüne bağlı.
Toplam şarj işlemlerinin %12'sinden daha azında DC hızlı şarj kullanan araçlarda yıllık ortalama kapasite kaybı yaklaşık %1,5 olarak ölçüldü.
DC hızlı şarjın toplam şarj işlemleri içerisindeki oranı %12'nin üzerine çıktığında ortalama kapasite kaybı yaklaşık %2,5 seviyesine yükseldi.
Ancak asıl dikkat çekici fark şarj gücü incelendiğinde ortaya çıkıyor.
DC hızlı şarjı seyrek kullanan araçlarda yıllık ortalama kapasite kaybı yaklaşık %1,5 seviyesinde.
DC hızlı şarjı daha sık kullanan ancak çok yüksek güçleri daha az kullanan grupta bu değer yaklaşık %2,2.
100 kW üzerindeki DC hızlı şarjı yoğun kullanan grupta ise yıllık ortalama kapasite kaybı yaklaşık %3 seviyesine çıkıyor.
Bu nedenle “DC hızlı şarj bataryaya hiçbir şekilde etki etmez” demek doğru olmadığı gibi, “hızlı şarj kullanırsanız bataryanız kısa sürede bozulur” demek de doğru değil.
En doğru yaklaşım ihtiyaca göre şarj yöntemini seçmek.
Hayır.
DC hızlı şarjın temel amacı elektrikli araçların kısa sürede yüksek miktarda enerji alabilmesini sağlamak.
Uzun yolculuklarda, seyahat sırasında veya aracın kısa sürede yeniden kullanılması gereken durumlarda DC hızlı şarj büyük avantaj sağlıyor.
Ancak aracınız gece boyunca evde, iş yerinde veya bir otoparkta saatlerce bekleyecekse yüksek güçlü DC şarj kullanmak gerekli olmayabilir.
Bu durumda AC şarj veya daha düşük güçlü şarj seçenekleri kullanılabilir.
Buradaki temel yaklaşım oldukça basit:
Zamanınız varsa daha düşük güçlü şarj seçeneklerini kullanabilirsiniz.
Zamanınız kısıtlıysa DC hızlı şarjdan yararlanabilirsiniz.
Batarya açısından önemli olan, yüksek güçlü DC hızlı şarjın aracın tüm kullanım ömrü boyunca sürekli varsayılan şarj yöntemi haline gelip gelmemesi.
Elektrikli araç bataryalarına yüksek güçte enerji aktarıldığında batarya hücrelerindeki elektriksel ve termal yük artabilir.
Modern elektrikli araçlarda bu süreci kontrol etmek için gelişmiş Batarya Yönetim Sistemleri bulunur.
BMS olarak adlandırılan bu sistem;
batarya sıcaklığını,
hücre gerilimlerini,
bataryanın şarj durumunu,
soğutma sistemini,
ve bataryanın kabul edebileceği maksimum şarj gücünü
sürekli olarak kontrol eder.
Bu nedenle 240 kW veya 350 kW maksimum güç sunabilen bir DC şarj istasyonuna bağlanan her araç sürekli olarak bu güçte şarj olmaz.
İstasyondan talep edilecek şarj gücünü büyük ölçüde araç belirler.
Batarya çok soğuksa, çok sıcaksa veya şarj seviyesi yükselmişse araç şarj gücünü otomatik olarak azaltabilir.
Bu durum çoğu zaman arıza değil, bataryayı korumak amacıyla çalışan normal Batarya Yönetim Sisteminin bir sonucudur.
Elektrikli araçlarda şarj hızı yalnızca şarj istasyonunun maksimum gücüne bağlı değildir.
Araç üreticisinin belirlediği maksimum şarj gücü, bataryanın sıcaklığı, şarj seviyesi ve batarya yönetim sistemi şarj hızını doğrudan etkileyebilir.
Örneğin bir araç %10 şarj seviyesindeyken yüksek güç kabul edebilirken %70 veya %80 seviyesinden sonra şarj gücünü ciddi şekilde azaltabilir.
Bu nedenle şarj istasyonunda 240 kW yazması, aracın şarj işlemi boyunca sürekli 240 kW güç alacağı anlamına gelmez.
Elektrikli araçların gerçek şarj performansını değerlendirirken yalnızca maksimum kW değerine değil, aracın şarj eğrisine de bakmak gerekir.
Evet.
Geotab araştırmasında iklim koşullarının batarya sağlığı üzerindeki etkisi de incelendi.
Yılın daha büyük bölümünü yüksek sıcaklıklarda geçiren elektrikli araçların bataryalarında kapasite kaybının bir miktar daha yüksek olduğu görüldü.
Sıcak iklimlerde kullanılan araçlarda yıllık kapasite kaybı yaklaşık 0,4 yüzde puan daha yüksek ölçüldü.
Bu fark yüksek güçlü DC şarj kullanımının oluşturduğu etkiden daha düşük olsa da uzun vadede ölçülebilir bir değişim oluşturabiliyor.
Modern elektrikli araçlarda kullanılan aktif batarya soğutma sistemleri bu nedenle oldukça önemli.
Batarya Yönetim Sistemi ve termal yönetim sistemi birlikte çalışarak bataryanın ideal sıcaklık aralığında tutulmasına yardımcı oluyor.
Elektrikli araç kullanıcıları arasında en yaygın tavsiyelerden biri bataryanın %20 ile %80 arasında tutulması.
Peki gerçekten her zaman bu kurala uymak gerekiyor mu?
Geotab'ın gerçek kullanım verileri konuya biraz daha farklı bakmamız gerektiğini gösteriyor.
Araştırmada bataryanın zaman zaman %80'in üzerine çıkması veya %20'nin altına düşmesinin tek başına büyük bir kapasite kaybı oluşturmadığı görüldü.
Bataryanın düşük ve yüksek şarj seviyelerinde geçirdiği toplam süre daha önemli.
Bataryası uç şarj seviyelerinde çok az zaman geçiren grupta yıllık ortalama kapasite kaybı yaklaşık %1,4 seviyesinde ölçüldü.
Orta seviyede kullanım grubunda ise yaklaşık %1,5.
Belirgin fark, araç toplam zamanının %80'inden fazlasını %20'nin altında veya %80'in üzerinde geçirdiğinde ortaya çıktı.
Bu grupta yıllık ortalama kapasite kaybı yaklaşık %2 seviyesine yükseldi.
Bu nedenle zaman zaman aracınızı %100 şarj etmek bataryanın kısa sürede bozulacağı anlamına gelmiyor.
Örneğin uzun yolculuğa çıkacağınız sabah aracınızı %100 şarj etmek ile otomobili haftalar boyunca %100 dolu şekilde park etmek aynı durum değil.
Benzer şekilde yolculuk sırasında bataryanın %10 seviyesine düşmesi ile aracın günlerce çok düşük şarj seviyesinde bekletilmesi de aynı değil.
Araç üreticisinin kendi batarya ve şarj tavsiyeleri her zaman öncelikli olmalı.
Özellikle LFP ve NMC gibi farklı batarya kimyalarına sahip araçlarda üreticilerin günlük şarj tavsiyeleri değişebilir.
Her zaman değil.
Elektrikli araç üreticileri bataryanın fiziksel sınırlarını koruyabilmek amacıyla yazılımsal tampon bölgeler kullanabilir.
Bu nedenle araç ekranında görülen %100 değeri, batarya hücrelerinin fiziksel olarak ulaşabileceği mutlak maksimum seviyeye ulaşıldığı anlamına gelmeyebilir.
Benzer şekilde ekranda %0 görünmesi de bataryanın fiziksel olarak tamamen enerjisiz olduğu anlamına gelmeyebilir.
Bu güvenlik tamponları bataryanın hem üst hem de alt sınırda korunmasına yardımcı olur.
Modern elektrikli araçlarda bataryayı koruma işlemlerinin önemli bir bölümü kullanıcıdan bağımsız olarak aracın Batarya Yönetim Sistemi tarafından gerçekleştirilir.
Araştırmaya göre yoğun kullanım batarya kapasite kaybını bir miktar artırabiliyor.
Bataryasının günlük kapasitesinin %15'inden daha azını kullanan araçlarda yıllık ortalama kapasite kaybı yaklaşık %1,5 seviyesinde ölçüldü.
Günlük batarya kullanım oranı %35'in üzerine çıktığında ise ortalama kapasite kaybı yaklaşık %2,3 seviyesine yükseldi.
Aradaki fark yoğun kullanımın batarya yaşlanmasını hızlandırabileceğini gösteriyor.
Ancak burada önemli bir nokta var.
Elektrikli araçların temel amacı kullanılmak.
Bataryayı korumak için aracı mümkün olduğunca az kullanmak mantıklı bir yaklaşım değil.
Özellikle ticari araçlarda veya yüksek kilometre yapan kullanıcılarda aracın sağladığı ekonomik fayda ile bataryadaki ek yıpranmanın birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Sekiz yıl elektrikli araç bataryalarının son kullanım tarihi değildir.
Geotab'ın 22.700'den fazla araçtan elde ettiği gerçek kullanım verilerine göre ortalama batarya kapasitesinin sekiz yıl sonunda yaklaşık %81,6 seviyesinde kalabileceği hesaplanıyor.
Daha düşük güçlü şarj ağırlıklı kullanılan araçlarda ise bu değer daha yüksek olabiliyor.
Avrupa Birliği'nin Euro 7 düzenlemeleri de elektrikli araç bataryalarının dayanıklılığı konusunda minimum performans kriterleri getiriyor.
M1 kategorisindeki elektrikli binek araçlar için batarya enerji kapasitesinin:
5 yıl veya 100.000 kilometreye kadar en az %80,
8 yıl veya 160.000 kilometreye kadar en az %72
seviyesinde korunması öngörülüyor.
Bu değerler doğrudan araç üreticisinin batarya garantisi anlamına gelmiyor.
Üreticilerin garanti şartları marka ve modele göre değişebilir.
Elektrikli araç bataryalarının ömrünü yalnızca kilometre üzerinden değerlendirmek doğru değildir.
Bataryanın;
yaşı,
kullanım yoğunluğu,
şarj alışkanlıkları,
batarya kimyası,
sıcaklık,
termal yönetim sistemi
ve kullanılan şarj gücü
batarya sağlığını birlikte etkiler.
Bu nedenle 200.000 kilometre kullanılmış bir elektrikli aracın bataryası mutlaka kötü durumda olacak diye bir kural bulunmaz.
Benzer şekilde düşük kilometreli ancak uzun süre yüksek sıcaklıkta ve çok yüksek şarj seviyesinde bekletilmiş bir aracın bataryası da beklenenden daha fazla kapasite kaybetmiş olabilir.
Özellikle ikinci el elektrikli araç alırken yalnızca kilometreye değil, mümkünse bataryanın SOH değerine ve araç üreticisinin sunabildiği batarya sağlık raporlarına da bakmak gerekir.
Elektrikli araç bataryasını korumak için onlarca farklı kuralı ezberlemeye gerek yok.
Birkaç temel alışkanlık yeterli olabilir.
Yüksek güçlü DC şarjı ihtiyacınıza göre kullanın.
Uzun yolculuklarda zaman kazanmak için DC hızlı şarjdan faydalanabilirsiniz. Araç uzun süre park edecekse AC veya daha düşük güçlü şarj seçenekleri tercih edilebilir.
Aracı uzun süre uç şarj seviyelerinde bırakmayın.
Zaman zaman %100 şarj etmek ile aracın günlerce veya haftalarca %100 dolu şekilde bekletilmesi aynı değildir.
Aşırı sıcaklarda mümkünse gölge veya kapalı otopark tercih edin.
Özellikle aracın uzun süre park edeceği durumlarda aşırı sıcaklık maruziyetini azaltmak faydalı olabilir.
Batarya ön koşullandırma özelliğini kullanın.
Aracınız destekliyorsa özellikle DC hızlı şarj istasyonuna gitmeden önce bataryanın uygun sıcaklığa hazırlanması daha iyi şarj performansı sağlayabilir.
Üreticinin tavsiyelerini takip edin.
Her elektrikli araç aynı batarya kimyasına ve aynı Batarya Yönetim Sistemine sahip değildir.
LFP bataryalı bir araç için önerilen günlük şarj alışkanlığı ile NMC bataryalı başka bir aracın önerileri farklı olabilir.
Elektrikli araç bataryalarında kapasite kaybı gerçek bir süreç.
Bataryalar zaman içerisinde ilk günkü enerji depolama kapasitesinin bir bölümünü kaybediyor.
Ancak 22.700'den fazla elektrikli aracın gerçek kullanım verileri, bu sürecin birçok kullanıcının düşündüğünden daha yavaş gerçekleştiğini gösteriyor.
Ortalama yıllık %2,3 kapasite kaybı, sekiz yıl sonunda bataryanın yaklaşık %81,6 kapasite seviyesinde kalabileceği anlamına geliyor.
Daha dengeli şarj alışkanlıklarında bu oran daha da iyi olabiliyor.
Bu nedenle elektrikli araç kullanıcılarının bataryayı korumak amacıyla araçlarını kullanmaktan veya ihtiyaç duyduklarında DC hızlı şarjdan faydalanmaktan kaçınması gerekmiyor.
Daha önemli olan, bataryanın nasıl yaşlandığını anlamak ve kullanım alışkanlıklarını buna göre düzenlemek.
Elektrikli araç teknolojisi geliştikçe yalnızca daha büyük bataryalar ve daha yüksek şarj güçleri görmeyeceğiz.
Daha gelişmiş Batarya Yönetim Sistemleri, termal yönetim teknolojileri, yeni hücre kimyaları ve akıllı şarj sistemleri sayesinde mevcut bataryaların kullanım ömrü de giderek daha önemli hale gelecek.
Elektrikli aracınız için şarj noktası ararken TOGER mobil uygulaması üzerinden size uygun şarj istasyonlarını görüntüleyebilir ve şarj işleminizi kolayca yönetebilirsiniz.
İster günlük kullanımda AC şarj, ister yolculuk sırasında DC hızlı şarj ihtiyacınız olsun, aracınızın ihtiyaçlarına uygun şarj yöntemini tercih etmek hem zamanınızı hem de batarya kullanımınızı daha verimli yönetmenize yardımcı olabilir.